12 Ağustos 2014 Salı

12 Ağustos

Herkese merhaba,

Geçen haftadan itibaren Bayes teoremi ile uğraştığımızı fark etmişsinizdir. Bu istatistik yöntemini kullanarak sosyal medyada karşılaşabileceğiniz cinsten bir test oluşturmaya çalışıyoruz. Bu testimizde ortak blog yazılarımızla oluşturduğumuz verilerden yola çıkarak, yeni bir yazı girdiğinizde bunun ekibimizden hangisinin yazısına benzediğini bulmaya çalışıyoruz. Bugün de yine bu testimizi oluşturacak kod üzerinde çalıştık. Starbucks'a gidip yine en büyük masayı kaptık ve büyük oranda bitmiş olan kodumuzdaki fonksiyonların, parametrelerin adını ilk kez bakan bir kişinin de kolayca anlayabileceği şekilde değiştirmeye başladık. Açıkçası kodu yazmak kadar zor oldu bu aşama. Çünkü bir parametreyle kodun farklı yerlerinde tekrar tekrar karşılaşabiliyorsunuz ve ismini değiştirdiğiniz parametreleri bir süre sonra takip etmek zorlaşıyor. Bu aşamayı da atlattıktan sonra geriye testimizi bir web sayfasında işler hale getirmek kaldı. Onu da yaptık mı bu ödevimizi tamamlamış olacağız.

Bayes tüm vaktimizi alıyor gibi görünse de bugün yine çok yararlı iki Skype görüşmesi yaptık. Bunların ilkinde Yrd. Doç. Dr. Ömer Sinan Saraç ile görüştük. 4 sene ODTÜ'de doktora yaptıktan sonra Dresden Teknik Üniversitesi'nin Biyoteknoloji Merkezi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan Ömer Sinan Saraç şimdi İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmakta. Konuşmamızın odak noktası biyoinformatik çalışmak için nelerin bilinmesi gerektiğiydi. Bunun için Ömer Hoca bizim de daha önceden öğrenmiş olduğumuz “Makine Öğrenimi”(Machine Learning)* kavramı üzerinde durdu. Makine öğrenimi metodlarının herkesçe bilinebileceğini ancak nasıl kullanılması gerektiğini bilmenin kritik bir nokta olduğunu anlattı. Bir biyoinformatikçinin kesinlikle bilmesi gereken bir diğer şey ise istatistik. İstatistiği çok iyi bilmemiz gerektiği için internet üzerinden veya "Youtube" gibi video sitelerinden dersleri takip etmemiz için tavsiyelerde bulundu. Ayrıca son günlerde Bayes istatistiğiyle uğraştığımızdan Ömer Hoca biz bu konuda bazı bilmecemsi sorular yöneltti. Son sorduğu soruyu sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Bir odada 20 mahkumumuz var ve her birinin bir numarası var. Başka bir odada ise 20 kutu var ve yine her birinin içinde mahkumlara verilen numaralardan bulunuyor. Mahkumlar ayrı ayrı bu odaya girip kutuları açtırarak kendi numaralarını bulmaya çalışacaklar ve bunun için her birinin sadece 10 hakkı var. Numaralarını bulurlarsa güvenli bir şekilde diğer mahkumlarla karşılaşmadan başka bir odaya alınıyorlar. Ancak bir kişi bile 10 hak sonunda kendi numarasını bulamazsa bütün mahkumlar idam edilecek. Sorumuz şu: mahkumlar nasıl bir strateji izleyerek kurtulma şanslarını artırabilirler ve kurtulma şansları en fazla ne kadar olabilir? Henüz bir sonuca varamadık ama çözebiliriz diye umuyorum. :)

İkinci Skype konuğumuz ise Selin Arslanhan Memiş'ti. 2008'de İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden mezun olduktan sonra 2010 'da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İş İdaresi Programı (MBA)’nda yüksek lisansını bitirdi. Şu an TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı)'nda sağlık politikaları ve yaşam bilimleri ile ilgili çalışmalar yapıyor. Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden mezun olunca ilerleyebileceğiniz farklı bir yol olabileceğini gösteren güzel bir örnek olduğunu söyleyebilirim. TEPAV'da çalışmaya nasıl başladığını ve burada ne tür projeler yürüttüğü hakkında konuştuk ve bir MBG mezununun farklı alanlardan gelmiş insanlarla anlaşma sürecinin nasıl ilerlerdiğini dinledik.

Stajımı bu hafta bitireceğim için artık ortak bloga katkıda bulunamayacağım ama uzaktan takip etmeye devam edeceğim. Lütfen siz de bu güzel ekibin çalışmalarını takip etmeye devam edin :).

Sevgiler,

Evrim Fer

*Makine Öğrenimi hakkında daha fazla bilgiye “22 Temmuz” başlıklı blog yazılarımızdan ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder